beg.

"gitmeden ama hep kaçar gibi."

Oralarda bir yerlerde varlığın
Boşversene

Belki de babam haklıydı
Ama yine de ben ondan daha haklıydım
Çünkü hiçbir hikaye, aslında anlatılmadı
Hep bir şeyler gevelendi, bir şeyler uyduruldu, boşluklar dolduruldu
Bütün başlangıçlar, bütün o cesaretini toplamaklar bir çırpıda son buldu
Seni yerlerden kim toplasın, kim dağıttıysa o toplasın ama hangi biri
Nereden başlayacaktın, unuttun, söylesem de, ben nereden bileceğim ki
Şimdi bütün zaman dilimleri farklıymış insanlarda, görsen sanki
Ceplerine doldurmuşlar da ben sorunca çıkarıp baktılar
Yüzüme öyle
Öyle saçma ki
Bir gün gidersek, eğer gidersek, beraber gidelim diyecektim, diyecek oldum
Ellerimde parçalandı bunlar ve ben konuşamaz oldum, söyleyemez, ne bileyim
Öyle saçma ki, ama duyduklarımdan saçma değil
Bütün bu başlangıçlar beni çok yordu, her defasında yeni baştan
Yeniden, yeniden, yeniden
Bu her şeyin yeniliği, eskimezliği beni çok yordu
Ve bir gün hiç var olmamış gibi yok olanlar
Yoruldum

Söyleyecek öyle çok şeyleri yokmuş
Ama daha fazlasını duymaya gücüm yoktu
Sıra sıra geçip gidiyorlardı, sadece oturup dinlemem gerekiyordu
Bir süre kalkamayacağımı hesaba katamamış olmalıyım
Eğer doğru düzgün anlatsaydım, en başından, belki yine tam anlamazdı ama
Babam yine haklı olurdu
Onun haklılığından daha kolay sığınabilecek neyim vardı da ona akıllar veriyordum
Biraz daha düşün, biraz daha düşün, biraz daha
Sen düşününce neler oldu
Söylenmeyen, yazılmayan, hiç kimse tarafından bilinmeyen birtakım şeyler
O yüzden yokmuş gibi olan, yokmuş gibi şeyler
Yani ne fark eder, sen varsın da ben yokum ki yine
Öyle mi dersin, söyleyecek çok şeyleri yokmuş, ama daha fazlasını duymaya
Hiç gücün yoktu

Sonra sessizlik
Hem kolay hem zor
Sokaklara çıksam içinde dolaşsam, çıkamıyorum da
Bir gün oluyor yeniden biliyorum 
Oralarda bir yerlerde varlığın
Boşversene
Hiç gücüm yoktu.

Hangi sebepten bilmiyorum
Ama doğru, evet
Doğru

Bu aralar pek
           yazamıyorum
                  konuşamıyorum
                            ve pek de
                                   yaşamıyorum.

Doğru
Evet doğru
Hissedilmeyen şeyler yine hisler yine hisler yine his
                                                 -sedilmedi.

Güneşlerin arasına kışlar geliyor ya hani
Onlara da alışamadın, bırak beni
Söylemek istediğim hiçbir şey yok, hiçbir şey
Eskisinden iyi olmadı, daha iyi
Git şimdi
Kimse artık buradaymış gibi davranmak zorunda değil
Ve ben
Burada durmak zorunda değilim artık 
Neden buradayım bilmiyorum, sorgulamıyorum da
Çünkü biliyorum ayağa kalktığımda gitmek istediğim hiçbir yer yok
Ve hiç kimse

Burada durmak zorunda değilim artık
Hiçbir yerde
Bütün bağlar koptu belki de
Her şey
Özgürüm ama iyi hissetmiyorum
Olması gereken bu mu yoksa başka
Bir şeyler daha mı gelecek hemen ardına
Aslında mesele ne
O bahsi geçen güneşleri daha hiç tadamadım, hep kaçtım
Ve anlatamadım
Varolmanın tek yolu bu
Varolma
      -nın tek yolu bu. 

Etrafın sarılmış, bu duvarlar
Çoktandır örülmüş, sen
Bilmiyorsun bilmiyorsun
Bırak şimdi gücün yok, varmış gibi
Gülümsediklerin, geldiklerin, gittiklerin
Her şeyi çok iyi bildiğini sanan insanlar gibi, kelimeler
Büyüyorlar ve etrafında bekliyorlar söylenmek üzere, söylenmeden
Canını acıtıyorlar
Ama önemli değil, sanki yoksun
Sanki yok o içinde hiçbir şey, hiçbir şey
Olmamış gibi devam ettiğimiz sürece.

Masallara inandıkça daha da 
Masal kahramanı oluyor insan, bir yerlere kapatılmış sonra
Orada unutulmuş
Kimse bulmasın mı? 
Bulsun, bulmasın, yolu yok
Yolu
Etrafın sarılmış, bu duvarlar
Çoktandır güven vermiyor, sen
Bilmiyorsun, bilmiyorsun.

Eğer bir çiçeği avucunun içinde
Yeterince sıkarsan ve dalından koparılmışsa bile
Kalp atışlarını duyabilirsin

Dinle çünkü hiç kimseye bu kadar yakın olmadın

Hayır, hep aynı şeyler
Hayır hep aynı yalanlar
İnandırıcılığını yitirdi her şey
İnandırıcılığını yitirdi her şey ve
Şimdi bir çiçeğin kalp atışlarını duyabilirsin avucunun içinde
Dalından koparılmışsa bile
Herşeyden daha çok 
Herşeyden daha
Çok
Uzaklara gitme

Ama inandırıcılığını yitirdi her şey

Gidemiyorsun

Ama inandırıcılığını yitirdi
Her şey

Gitme.

“var olan en önemsiz şey” diye başlar kalabalığın sesi
ve sessizliği

saklandığın yerde bile olmasan daha iyi 
neden zorundaydın biraz daha düşün
biraz daha iç, biraz daha geç, biraz daha
neden zorundaydın söylenmemişti de yazılmıştı parantez içine
ne zaman hatırlayacak, neyi hatırlatacak, kaybettik dengeleri
kes eline geçen her şeyi
geçmeyenlerin yerine ve istemezsen dinleme
kalkıp gitmeden bir sebep daha ara
bir sebep daha, bulamamak üzere
bak hiç söylemeden de anlatıyor onlar, dinlemek zorunda değilsin 
eksik kalan dünün yerine, bugün biraz daha, bugün de, yine
sustu her şey, sustu hepsi ve sahne

“var olan en önemsiz şey, sensin”

İnsanlar yoktu. Kelimeler yoktu. Geçmiş yoktu. Gelecek yoktu. Aşk yoktu. Dostluk yoktu. Güven yoktu. Huzur yoktu. Para yoktu. Sağlık vardı ama yoktu. Başarı yoktu. Hırs yoktu. Kardeşlik yoktu. Açıklık yoktu. Samimiyet yoktu. İnanç yoktu. Elimizden gelen bir şey yoktu. Hoşumuza giden pek bir şey yoktu. Bugün tadım yoktu. İstediğimiz şeyleri yapma şansımız yoktu. Çoğu zaman hesap sormaya hakkımız yoktu. Gelip birden her şeyi düzeltebilecek bir süper kahramanımız yoktu. Hiçbir şeyi düzeltemeyecek bile olsa sonsuz dinleme potansiyeline sahip biri yoktu. O potansiyele sahipse bile buralarda yoktu. Teşekkür ederim diyen yoktu. Önemli değil diyen yoktu. Hiçbir şey demese bile gelip her şeyi alıp götürecek o sıcaklığa sahip kimse yoktu.

‘Nisan 2013 / Hayat vardı.

Hani dik oturuyorsa bile, bir anda tekrardan
Bırakmışlığına kavuşur ya insan
Tek anlattığı şey budur, o da bütün vücuduyla
Bütün sessizliği, bütün gülüşleri ve bütün 
Kırıp dökülenleriyle ve kırıp dökmek istemedikleriyle

Nasıl kalkacağız altından?
Kalkamayacağız

Gözlerini bir maviliğe bırak, orada bile öylece
Kalamazsın
Sen kalsan bile o, akıp
 gider
Zaman böyle ister, böyle söyler
Bir yerlerde hep sonu gelir o, şimdi adını söyleyemediklerim
Söylemediklerim çünkü 
Bu biraz da böyle bir hikaye
Aklımızdan silinene dek oturup da yazmadığımız
Bazı geceler rüyamıza girse bile sabah olduğunda hatırlayamadığımız
Yani uzak, yani soğuk ve biraz halsiz
O mavinin en güzel tonuysa bile ondan başka, ondan çok, ondan derin
Hatırladığımız ne var, ne kadar
Ve nereye kadar
Gidip duracağız

Çünkü yalnızca yollar
Uzadığınca mutlu olacağız.

*Her şey nasıl da bitti, herkes
Nasıl da
Bitti.